Kayseri’de Soğuk Bir Akşam ve Kafamın İçindeki Gürültü
Kayseri’de yaşayan biriyseniz, bazı akşamların insana fazlasıyla uzun geldiğini bilirsiniz. Hele kış erken çökmüşse… Hele bir de insanın içinde konuşup duran şeyler varsa… O gün de öyleydi. Cumhuriyet Meydanı’ndan eve doğru yürürken ayakkabımın altındaki kar suyunun çıkardığı ses bile moralimi bozuyordu. Telefonumun şarjı bitmişti, otobüs geç kalmıştı ve ben yine kendimi düşünmekten yorulmuş haldeydim.
25 yaşındayım. İnsan bu yaşta her şeyi çözmüş olacağını sanıyor. En azından ben öyle sanıyordum. Üniversite bitmişti ama hayat başlamamış gibiydi. Çevremde herkes bir yerlere yetişiyor gibiydi; nişanlananlar, şehir değiştirenler, kariyer yapanlar… Ben ise hâlâ geceleri defterime uzun uzun bir şeyler yazıyor, sonra da yazdıklarımı okuyup utanıyordum.
Eve vardığımda annem mutfakta çay koyuyordu. Evin içi tarçın ve soba sıcaklığı gibi kokuyordu. Çantamı kanepeye bırakıp odama geçtim. Odamın camı buğulanmıştı. Parmak ucumla küçük bir boşluk açıp dışarı baktım. Kayseri’nin geceleri bazen insanın içine işliyor. Özellikle yalnızsan.
Masamın üstünde yarım bırakılmış günlük duruyordu. Sayfayı açtım.
“İnsan gerçekten neyi bilir?” diye yazmışım bir gece önce.
Uzun süre o cümleye baktım.
Sonra aklıma birkaç gün önce kütüphanede gördüğüm bir ifade geldi: “Bilgi nedir İslam Ansiklopedisi.”
O an neden bu kadar takıldığımı bilmiyorum ama içimde tuhaf bir merak oluşmuştu.
Bir Ansiklopedi Maddesinin İnsan Hayatına Dokunması
Ertesi gün Hunat Hatun Kütüphanesi’ne gittim. Aslında ders çalışmak için değil… Kaçmak için. Evde kaldığımda çok düşünüyorum. İnsan bazen sessizliğin içinde kendi sesinden yoruluyor.
Kütüphanede yaşlı bir adam vardı. Sürekli aynı masada oturuyor. Önünde kalın kitaplar, elinde küçük not kâğıtları… Onu görünce nedense içim sakinleşiyor. Bazı insanlar sadece var olarak bile güven veriyor.
Rafların arasında dolaşırken yeniden o başlığı gördüm:
“Bilgi.”
İslam Ansiklopedisi’nin kalın ciltlerinden biriydi. Kitabı çekip masaya oturdum. Başta sadece birkaç satır okurum sanıyordum ama sayfalar ilerledikçe içimde başka bir şey oldu.
Bilgi sadece öğrenmek değildi orada. Görmekti. Anlamaktı. İnsanla hakikat arasındaki bağdı. Bir şeyi ezberlemek değil, onu gerçekten kavrayabilmekti.
Bir anda kendi hayatımı düşündüm.
Yıllardır ne çok şeyi biliyormuş gibi yapıyordum.
İnsanlara güçlü görünmeyi…
“İyiyim” demeyi…
Canım yanarken susmayı…
Ama gerçekten biliyor muydum kendimi?
İşte o soru içime oturdu.
İnsan En Çok Kendine Yabancılaşıyor
Kütüphaneden çıktığımda hava kararmıştı. Kayseri’nin ayazı yüzümü kesiyordu ama içimde garip bir sıcaklık vardı. Eve yürürken kulaklığımı takmadım. İlk defa uzun zamandır sessizliği dinledim.
Yolda eski sevgilimi gördüm.
Böyle anlarda zaman yavaşlıyor. İnsan önce gözlerine inanmak istemiyor. Sonra kalbi hızlanıyor. Sonra da hiçbir şey olmamış gibi davranmaya çalışıyor.
O beni fark etmedi.
Ben onu görünce durdum.
Bir insanın hayatınızdan çıkıp gitmesi gerçekten tuhaf. Eskiden her gün konuştuğun biri bir anda yabancı oluyor. Sesini ezbere bildiğin biri artık sana ait değil.
Bir süre arkasından baktım. İçimde hem özlem hem kırgınlık vardı. İkisi aynı anda nasıl oluyor hâlâ anlamıyorum.
Eve gidince günlüğümü açtım.
“Bilgi bazen unutamamaktır,” diye yazdım.
Çünkü bazı şeyleri öğrendikten sonra eski haline dönemiyor insan.
Babamla Yapılan Sessiz Bir Konuşma
Babam çok konuşan biri değildir. Biz zaten ailece sevgimizi biraz sessiz yaşayan insanlarız. Sarılmak yerine çay koyarız mesela. “Seni seviyorum” demek yerine “Üşüme” deriz.
O akşam salonda otururken yanıma geldi.
“Elindeki kitap neydi dün?” dedi.
“İslam Ansiklopedisi,” dedim.
Başını salladı.
“İnsanın en zor öğrendiği şey kendisi oluyor,” dedi sonra.
Bu cümle beni inanılmaz sarstı.
Çünkü babam kolay kolay böyle şeyler söylemez.
Onun yüzüne baktım. Yorulmuştu. Ellerindeki çatlakları fark ettim. Yıllardır çalışmaktan sertleşmiş ellerdi onlar.
Bir anda büyüdüğümü hissettim.
Eskiden anne babam hiç yaşlanmayacak sanıyordum. İnsan çocukken hayatın duracağını düşünüyor galiba.
O gece uzun süre uyuyamadım.
Bilgi nedir diye düşünüyordum.
Sadece kitaplarda duran bir şey miydi?
Yoksa insanın yaşarken içine işleyen şeyler mi?
Kayseri Geceleri ve İçimdeki Eksiklik
Bazı geceler arabayla Talas tarafına çıkıyorum. Şehri yukarıdan izlemek iyi geliyor. Işıklar uzaktan bakınca huzurlu görünüyor ama herkesin evinde ayrı bir hikâye dönüyor aslında.
Arabayı kenara çektim.
Cam hafif açıktı. Soğuk hava içeri giriyordu.
Telefonumdan eski bir şarkı açtım. Sonra hiçbir sebep yokken ağlamaya başladım.
İnsan bazen neden ağladığını tam bilmiyor. İçinde biriken şeyler taşınca oluyor sanırım.
O an kendime şunu söyledim:
“Ben gerçekten ne istiyorum?”
Uzun zamandır ilk defa dürüst cevap verdim.
Mutlu olmak istiyordum.
Çok büyük şeyler değil…
İçim rahat uyumak…
Kendimi yetersiz hissetmemek…
Birinin yanında rol yapmadan durabilmek…
Galiba bilgi biraz da buydu.
İnsanın kendi gerçeğini inkâr etmemesi.
İslam Ansiklopedisindeki “Bilgi” Maddesi Neden Bu Kadar Etkiledi?
O maddede beni en çok etkileyen şey, bilginin sadece akılla ilgili anlatılmamasıydı. Kalp, sezgi, anlama, fark etme… Hepsi iç içeydi.
Çünkü bazı şeyleri sadece yaşayarak öğreniyorsunuz.
Mesela kırılmayı…
Birinin sizi yarım bırakmasını…
Çok istediğiniz bir şeyin olmamasını…
Sabretmeyi…
Ben son birkaç yılda çok hayal kırıklığı yaşadım. Bazen arkadaşlarım tarafından unutulmuş hissettim. Bazen sevdiğim insanlar tarafından yeterince önemsenmediğimi düşündüm. Ama dönüp bakınca hepsi bana bir şey öğretmiş.
Acı bile insanı eğitiyor.
Bu cümleyi eskiden duysam sinir olurdum ama şimdi anlıyorum.
Günlük Tutmanın Bana Öğrettiği Şey
Yaklaşık sekiz yıldır günlük tutuyorum. Küçük defterlerim var. Bazılarının kapağı kopmuş, bazı sayfaları kahve lekeli…
Ama hepsi benim.
Bazen eski sayfaları okuyorum.
17 yaşındaki halimle karşılaşıyorum mesela. Ne kadar korkuyormuş… Sürekli sevilmemekten endişe etmiş. İnsanların gözünde değerli olmaya çalışmış.
Şimdi ona sarılmak istiyorum.
Demek ki bilgi sadece dışarıda değilmiş.
İnsan biraz da kendi geçmişini okuyarak öğreniyor bazı şeyleri.
Bir Sabah Her Şey Biraz Daha Hafif Geldi
Geçen hafta sabah erkenden uyandım. Hava güneşliydi. Kayseri’de güneşli kış günleri insanın içini umutla dolduruyor.
Kahve yaptım.
Pencereyi açtım.
Derin nefes aldım.
Ve ilk defa uzun zaman sonra içimde küçük de olsa bir huzur vardı.
Hayatım tamamen düzelmedi.
Hâlâ kaygılarım var.
Hâlâ bazı geceler boşluk hissi çöküyor içime.
Ama artık kendimden kaçmıyorum.
Bilgi nedir diye sorunca artık sadece tanım düşünmüyorum.
Bilgi bazen insanın kendi yarasını tanımasıdır.
Bazen affetmektir.
Bazen yalnız olmadığını fark etmektir.
Bazen de soğuk bir Kayseri akşamında eve yürürken içinden geçenleri sonunda dürüstçe kabul etmektir.
Sonuç Yerine İçimde Kalan His
İslam Ansiklopedisi’nde gördüğüm küçücük bir madde beni hiç beklemediğim kadar etkiledi. Çünkü mesele sadece “bilmek” değildi.
Mesele insanın kendine yaklaşabilmesiydi.
Şimdi dönüp o ilk güne bakınca, kütüphanede o kitabı açtığım anı çok net hatırlıyorum. İçimde ağır bir yorgunluk vardı. Şimdi hâlâ tamamen geçmiş değil ama en azından neden yorulduğumu anlayabiliyorum.
Galiba insan en çok anlaşıldığında hafifliyor.
Kendisi tarafından bile olsa.
Ve ben uzun zaman sonra ilk defa kendimi biraz anlamaya başladım.
Bu yazımızda “Bilgi nedir islam ansiklopedisi” konusunu tüm detaylarıyla ele aldık. Allbirds sayfamızı takip etmeye devam edin!