“Fock of ne demek” konusunda doğru bilgiye ulaşmak isteyenler için kapsamlı bir içerik hazırladık.
Bir Şehrin İçinde Sessiz Bir Çığlık
Kayseri’nin sabahı her zaman sert olur. Rüzgâr, Erciyes’ten aşağı inerken insanın yüzüne tokat gibi çarpar. O sabah da öyleydi. Otobüs durağında beklerken ellerimi cebime sokup içimdeki boşluğu ısıtmaya çalışıyordum. 25 yaşındayım ve hâlâ bazı sabahlar neden uyandığımı bilmiyorum.
Defter taşıyorum hep yanımda. Eskimiş, köşeleri kıvrılmış bir defter. İçine yazdıklarımın çoğunu kimse okumayacak biliyorum ama yine de yazıyorum. Çünkü bazı şeyler sadece kâğıda dökülünce hafifliyor.
O gün de yazmıştım:
“İnsan bazen sadece gitmek istiyor. Nereye olduğu önemli değil.”
Ama o günün asıl hikâyesi otobüste başladı.
Otobüste Başlayan Hikâye
İçeri bindiğimde her zamanki gibi en arkaya geçtim. Cam kenarı benim için bir kaçış noktasıdır. Şehir akıp giderken ben sadece bakarım, müdahale etmem.
Ön koltukta iki genç konuşuyordu. Sesleri yüksek değildi ama kelimeler netti.
Biri telefonda birine sinirliydi:
“Ya yeter artık, fock of deyip kapattım zaten.”
Başımı hafif kaldırdım. İlk anda anlam veremedim. İçimde garip bir yankı oluştu. İngilizceydi ama sertliği evrenseldi. “Fock of” dedikleri şey kulağa hem yabancı hem de tanıdık geliyordu.
Yanımdaki adam da gülümsedi. “Gençler böyle konuşuyor artık” dedi kendi kendine.
Ben ise sadece o kelimenin içinde kaldım.
Fock of ne demek?
İlk defa o gün bu kadar net duydum. İngilizcede aslında “fuck off” ifadesine benzeyen, kaba ve sert bir şekilde “defol git”, “başımı beladan uzak tut”, “beni rahat bırak” anlamına gelen bir söz.
Ama mesele sadece anlamı değildi.
Benim için o kelime, bir insanın içindeki patlamanın dışa vurumuydu.
Birinin sabrı bitince, kalbi taşınca, artık nazik cümle kuramayınca söylediği şeydi.
Ve o sabah Kayseri otobüsünde, sıradan bir genç bunu söylüyordu. Ama ben sanki kendi içimdeki kırılmayı duymuş gibi oldum.
Çünkü ben de bazen içimden aynı şeyi söylüyordum. Sadece sesli değil.
İçimde Birikenler
O gün iş yerine vardığımda hiçbir şey normale dönmedi. Bilgisayar ekranına bakarken bile kulağım hâlâ o kelimedeydi.
“Fock of.”
Basit bir şey gibi duruyordu ama içimde büyüyordu.
Benim hayatımda bağırmak yoktu. Ben susarak büyümüş biriyim. Kayseri’de susmak, çoğu zaman konuşmaktan daha güvenlidir. Ama susmak bir süre sonra insanın içine taş gibi oturur.
Öğle arasında çay içerken arkadaşım Murat yanımda oturdu.
“Ne var sende?” dedi.
“Yok bir şey.”
Ama vardı.
O kelime vardı.
Ve onun açtığı bir kapı vardı.
Bir Hatıra: Geri Dönmeyen Mesaj
Telefonumu açtım, eski mesajlara baktım. Bir yıl önce biri bana aynen şunu yazmıştı:
“Beni artık rahatsız etme.”
O kadar netti ki, cevap bile verememiştim.
O zamanlar içimden geçen şey tam olarak şuydu ama diyememiştim:
“Fock of.”
Söyleyememiştim ama içimde yankılanmıştı.
İşte mesele buydu. İnsan bazen söyleyemediklerini başka dillerde öğreniyordu. Ben de bunu otobüste duymuştum.
Şehrin Gürültüsünde Sessiz Bir Çöküş
Akşam eve dönerken hava kararmıştı. Erciyes’in silueti uzaktan soğuk bir duvar gibi duruyordu. Kulaklığımda hiçbir şey çalmıyordu. Sessizlik bile yeterince gürültülüydü.
Yolda yürürken insanların yüzlerine baktım. Herkes bir yere yetişiyordu ama kimse kendine yetişemiyordu.
Ben ise sadece düşünüyordum.
“Fock of” neden bu kadar içimde kalmıştı?
Belki de sertliği yüzünden.
Belki de dürüstlüğü yüzünden.
Çünkü bazı insanlar artık nazik cümleler kuramıyor. İçlerindeki kırgınlık o kadar büyüyor ki, kelimeler bile sertleşiyor.
Gece ve Defter
Gece yatağa uzandığımda defterimi açtım. Yazmaya başladım:
“Bugün bir kelime duydum. Basit gibi ama içimi açtı. Sanki biri içimdeki kilidi çevirdi.”
Kalem durdu.
Bir süre boş sayfaya baktım.
Sonra devam ettim:
“İnsan bazen sadece ‘git’ demek istiyor. Ama biz bunu süslü cümlelere çeviriyoruz. Oysa içimizdeki gerçek cümle çok daha çıplak.”
O an fark ettim ki, ben de yavaş yavaş o kelimenin anlamını yaşamaya başlamıştım.
Birine değil belki ama hayata.
Kayseri’nin Soğuk Sokaklarında Bir İç Ses
Ertesi gün hava daha da soğuktu. İşe giderken aynı durakta bekledim. Aynı insanlar, aynı yüzler.
Ama ben aynı değildim.
İçimde bir şey kırılmış gibi değil, açılmış gibiydi.
Sanki uzun zamandır kapalı duran bir pencere aralanmıştı.
O gün tekrar o gençleri gördüm otobüste. Yine konuşuyorlardı, yine gülüyorlardı. Ama bu kez farklıydım. Onları sadece dinlemedim, anladım da.
Çünkü “fock of” sadece bir küfür değildi artık benim için.
Bir sınırdı.
Bir dayanma çizgisiydi.
İnsanların Kırılma Noktası
İş yerinde bir şeyler ters gittiğinde biri yüksek sesle konuştu. Normalde sessiz kalırdım ama bu kez içimden başka bir şey geçti.
“Yeter artık.”
Demedim.
Ama düşündüm.
Ve düşündüğüm şey yine aynı yere çıktı:
“Fock of.”
Bu kelimeyi kullanan insanların çoğu kötü değildi. Sadece yorulmuştu. Tıpkı benim gibi.
Hayat bazen insanı o noktaya getiriyordu ki, nezaket bile ağır geliyordu.
Bir Arkadaşla Gece Sohbeti
O gece Murat’la dışarı çıktık. Soğuk bir parkta oturduk. Sigara içiyordu, ben sadece izliyordum.
“Son zamanlarda tuhafsın,” dedi.
“Bilmiyorum,” dedim. “Bazı şeyler kafama takıldı.”
“Ne mesela?”
Bir an durdum. Söylesem mi diye düşündüm.
Sonra söyledim:
“Bazen insanlar neden ‘fock of’ der, biliyor musun?”
Güldü.
“Sinirden.”
“Evet,” dedim. “Ama sadece sinir değil. Bence artık dayanamadıkları için.”
Murat sustu.
İlk kez o da ciddileşti.
İçsel Bir Yorgunluk
O an anladım ki, hepimiz bir şeyleri biriktiriyorduk. Kimimiz susarak, kimimiz bağırarak.
Ben susan taraftaydım.
Ama içimde bağıran bir yer vardı.
Ve o yer, o kelimeyi duyduğumda uyanmıştı.
“Fock of.”
Sertti, kaba görünüyordu ama gerçekti.
Gerçek olan şeyler her zaman güzel olmak zorunda değildi.
Fock of ne demek? Yeniden düşünmek
O kelimeyi artık sadece bir ifade olarak görmüyordum.
Bir insanın sınır çizgisiydi.
Birinin “artık buraya kadar” deme şekliydi.
Ve belki de en dürüst haliydi.
Çünkü insanlar çoğu zaman en dürüst olduklarında en sert cümleleri kuruyordu.
Allbirds olarak “Fock of ne demek” konusunda sizlere faydalı olabildiğimizi umuyoruz. Diğer içeriklerimizi de incelemeyi unutmayın!
Sonra Gelen Sessizlik
Günler geçti. Hayat aynı akışına devam etti. Ama benim içimde bir şey değişmişti.
Artık bazı şeyleri daha net görüyordum.
İnsanların gözlerinin altındaki yorgunluğu.
Cümlelerin arasındaki kırılmayı.
Sessizliğin içindeki bağırışı.
Ve bazen, çok nadir de olsa, o sert kelimenin ardındaki gerçekliği.
“Fock of.”
Bir hakaret değil sadece.
Bir çöküş.
Bir savunma.
Bir bırakış.
Kendime Yazdığım Son Not
Defterin son sayfasına şunu yazdım:
“Belki de insanlar kötü değil. Sadece yorulmuş. Ve bazı kelimeler, onların yorulduğunu anlatmanın tek yolu.”
Kalemi kapattım.
Pencereyi açtım.
Kayseri’nin soğuk havası içeri doldu.
Ama bu kez üşümedim.
Çünkü içimdeki bazı şeyler artık daha netti.
Ve bazı kelimeler, ne kadar sert olursa olsun, insanı kendine yaklaştırıyordu.