Orta Çağ Düşüncesi
Tanım
Orta Çağ düşüncesi, Batı Avrupa’da 8. yüzyıldan 15. yüzyıla kadar olan dönemi kapsayan ve kültürel, siyasi ve dinsel bakımdan benzer özellikler taşıyan süreçtir. Bu dönem, özellikle başta Hıristiyanlık olmak üzere birçok dinin önemli bir biçimde etkilediği, Orta Çağın düşünce dünyasının gelişimini doğrudan etkiledi.
Orta Çağ Düşüncesinin Özellikleri
Orta Çağ düşüncesinin özellikleri, kültürünün, siyasal yapısının ve dininin birbirinden ayrılmaz bir bütünlük içinde olduğunu gösteriyor. Orta Çağ’da insanlar, Hıristiyan geleneğinin bir parçası olarak, Tanrı’nın her şeyi yöneten gücüne ve kutsal kitabın yol göstericiliğine inanıyorlardı. Kutsal kitap, insanların hayatının her yönünde yol gösterici oldu.
Orta Çağ’da öğretilen düşünceleri, anlayışı ve davranışları, kültürünün, siyasal yapısının ve dininin birbirinden ayrılmaz bir bütünlük içinde olduğunu gösteriyordu. İnsanlar, Tanrı’ya inanmayan, Hıristiyan geleneğini reddeden ya da onu çiğneyen insanlara karşı dini duygularını gösteriyorlardı. Orta Çağ’da kutsal kitap, insanların hayatının her yönünde yol gösterici olarak kabul ediliyordu.
Orta Çağ düşüncesi, ayrıca, kültürel, siyasi ve dinsel açılardan dini öğretileri ve inançlarının önemli bir biçimde kutsal kitapla desteklenmesini gerektiriyordu. Ayrıca, Orta Çağ’da dini düşünceler, yaşam tarzını ve toplumun özelliklerini belirleyen önemli bir etken olarak kabul ediliyordu.
Sonuç
Orta Çağ düşüncesi, Hıristiyan geleneğinin önemli bir etkisiyle oluşmuş bir düşünce sistemiydi. Bu düşünce sistemi, kültürel, siyasi ve dinsel açılardan dini öğretileri ve inançlarının önemli bir biçimde kutsal kitapla desteklenmesini gerektiriyordu. Orta Çağ düşüncesi, ayrıca, insanların hayatının her yönünde yol gösterici olarak kabul edilen kutsal kitapla destekleniyordu.
Orta Çağ düşüncesi nedir anlatımında kavramsal çerçeve net, pratik yönler ise geri planda. Anlatımın omurgasını Orta Çağ ‘da neler oldu? Orta Çağ tarihi genel olarak şu olayları ve gelişmeleri içerir: Başlangıç ve Bitiş : Orta Çağ, MS 500 civarında Kavimler Göçü veya Batı Roma İmparatorluğu’nun çöküşü ile başlamış ve 1453’te İstanbul’un Osmanlılar tarafından fethi veya 1492’de Amerika kıtasının keşfedilmesi ile sona ermiştir.
Oktar Suna! Görüşleriniz, çalışmanın ana hatlarını daha etkili bir biçimde şekillendirdi.